Tek Ameliyatla 6 Hastalığa Birden Çare


Kilo vermek denildiğinde, akla sık sık en uygun vücut ağırlığı veya en son ulaşılmak istenen vücut ağırlığı gelir. Oysa yüzde 5-10 arası kilo kaybının bile sayılamayacak kadar çok faydası vardır.

Özellikle obeziteyle ilişkili ek hastalıklarda ciddi düzelmeler görülüyor. Ülkemizde son günlerde giderek artan obezite ameliyatları sonucu obezitey ile ilgili çoğu sağlık sorununde ciddi oranda iyileşmeler görülüyor.

BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Ekibinden Prof. Dr. Halil Coşkun ile beraber etkin ameliyatlara imza atan Yrd. Doç. Dr. Erkan Yardımcı, obezite ameliyatları sonrasında ortadan kalkan sağlık problemleri ile ilgili şu bilgileri verdi:

KALBİ KORUR, FELCİ ENGELLER
“LDL kolesterol denen “kötü” kolesterolümüzü düşürmek için iyi ilaçlara sahip olmamıza rağmen, hekimlar da hastalar da HDL kolesterol olarak bilinen “iyi” kolesterolü birkaç puan bile arttırmanın ne kadar zor olduğunu bilirler.

Yüzde 5-10’luk bir kilo kaybı HDL kolesterolde 5 puanlık bir artışla sonuçlanabilir. HDL deki bu 5 puanlık artış bireysel kalp rahatsızlık riskini azaltabilir. Erkeklerde 40 mg/dl’den ve kadınlarda 50 mg/dl’den daha çok olan HDL kolesterol kalp rahatsızlıklarına karşı koruyucudur.

Kanda yüksek miktarları zararlı olan yağ aynısı parçacıklar da bulunur. Kanda trigliserid denen bu parçacıkların artmasıyla kalp krizi ve felç riski yükselmektedir. 200 mg/dl’nin üzerindeki herhangi bir dşayet yüksek olarak adlandırılırken, normal seviye 150 mg/dl altında olması gereklidir. Vücut ağırlığının yüzde 5-10’unu kaybetmek bile ortalama 40 mg/dl trigliserid düşüşü sağlar ki bu önemli bir düşüştür. Obezite ameliyatları sonrası bu seviye egzersiz, düşük miktarda şeker, karbonhidrat ve yağ içeren diyet ve alkol alımının azaltılmasıyla daha da geliştirebilir.

HİPERTANSİYONDA İLACA VEDA
Hipertansiyon sorunlarınin yüzde 25-30’u aşırı vücut ağırlığından kaynaklanmaktadır. Vücut ağırlığı artışı, hemohareketli sorunluluklara ve kan basıncında artış ile sonuçlanan diğer değişikliklere neden olur.

Obezite ameliyatları sonrası erken dönemde vücut ağırlığındaki yüzde 5-10’luk kayıp ile kan basıncı, hem sistolik hem de diastolik, ortalama 5 mmHg azalır. İlerleyen dönemlerde ulaşılan en uygun kilo ile tansiyon ilaç kullanımı azalmakta ve hatta çoğu hasta ilaçsız normal tansiyon dşayetlerine ulaşmaktadır.

DİYABETE CERRAHİ ŞİFA
Obezite ile birlikte Tip2 diyabet hastalığı sık sık görülmektedir. Günümüzde sık sık uygulanan tüp mide ve mide bypass ameliyatları sonrası yüzde 60-90 oranında Tip2 diyabet hastalığında iyileşme olmaktadır. Mide bypass ameliyatının bilhassa Tip2 diyabet tedavisinde daha etkili olduğu bilinmesine karşın son dönemde Clevland Clinic tarafından yayınlanan çalışmada her iki ameliyatın da Tip2 diyabet tedavisi üzerindeki uzun dönem olumlu etkileri arasında anlamlı bir fark olmadığı belirtilmiştir.

İNSÜLİN SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR
Obezite ile beraber görülen bir diğer durum insülin direnci adı verilen bir fenomendir. Bu sorunlulukta, pankreas insülin denen hormonun normal miktarından daha çok prosedür gerçekleştirir. İnsülin kan şekeri seviyesini normal seviyede tutmakla görevlidir. Bu durumda, dokular onun etkilerine karşı dirençli olmasından insülinin yüksek seviyesine ihtiyaç duyulur. Bir kişi insülin direncine sahip olduğunda, kandaki yüksek miktarlı insülin, bilhassa bel bölgesindeki yağ dokularında artışa, anormal kolesterole, ve bazı durumlarda kadınlarda erkek tipi saç uzaması ve kısırlığa neden olan hormon seviyelerinde değişime neden olur.

Etkili kilo kaybı önemli derecede insülin seviyesini düşürür ve böylelikle bu durumun tersine çevrilmesine yardımcı olur.

SOLUNUM CİHAZINDAN KURTARIR
Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS), aşırı kilodan etkilenen hastalarda sıklıkla görülen bir uyku sorunluluğudur ki, uyku sırasında soluğun kesilmesi ya da hava almak için horlama olarak tanımlanır. Uyku esnasında solunumun tıkanması ya da durmasından kaynaklanır ve yetersiz oksijen alımı ile sonuca erer. Bu da gün boyunca yorgunluk ve uyku haline neden olur. OUAS ilaveten hipertansiyon gibi bazı hastalıkların tedaviye karşı daha az yanıt vermesinden sorumludur.

Uyku apnesi önemli olduğunda, kandaki oksijen seviyesi uyku boyunca çok düşük seviyededir ve CPAP adı verilen solunum cihazının kullanımı gerekmektedir. Ameliyatlardan hemen sonra başlayan kilo kaybıyla uyku apnesinin düzeldiği ve bazı durumlarda apnenin çok şiddetli olmadığı durumlarda o kişinin CPAP solunum cihazından ayrılabileceği gösterilmiştir. Bu bazıları için büyük bir gelişmedir. CPAP kullanımı hayat kurtarıcı olmakla beraber sık sık kullanımının son derece zor ve sorun verici olduğu kullanan hastalar tarafından belirtilmektedir.

İLTİHAPLANMA MADDELERİNİN SEVİYESİ DÜŞER

İnsan bedenindeki hücrelere aşırı kilonun etkilerini inceleyen çalışmalarda, yağ hücrelerinin ve bilhassa de karın yağ hücrelerinin, kan damarlarında iltihaplanmaya neden olan birden fazla madde ürettiği bulundu. Bu iltihaplanma daha sonra felç ve kalp krizine dönebilen plaklara ve pıhtılara neden olabilmektedir. Kilo kaybının yüzde 10 seviyesini aştığı durumlarda kan dolaşımındaki iltihaplanma maddelerinin seviyesi önemli derecede düşer ve böylelikle damarlarda meydana gelebilecek hasar riski azalır.”

Show More

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Close

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker